Anasayfa / Yazarlar / Memleket Mektupları

Memleket Mektupları

 

 

Sessiz Söyleşi,

Sanal ikizimle sessizce bakışarak söyleşiyoruz. Anlatıyorum ona derdimi.

Bedenimde deprem oluyor!

Tanımlayamadığım bir güç silkeliyor kaslarımı, organlarımı.

Ses vermeğe başladı bünyem. Akciğerlerimi beğenmediğini söyledi uzman hekim.

Ara sıra ayaklarımın altında şimşek çakıyor. Kan basıncım bir alçalıp bir yükseliyor.

Kollestrolümü yüksek buldu uzman hekim. Ürem de biraz yüksekmiş. İlaç yazdı her ikisi için.

-Raporlu ilaçlarını da kullanmayı sürdür.dedi.

Tansiyonum ve şekerim normalmiş.

Deprem sürüyor. Elektrik akımı verilmiş gibi titriyor organlarım.

Bahçeme atıyorum kendimi. Bir elimde bağ makası, öbüründe testere.

Geçmişle ilgili ne varsa silinsin istiyorum belleğimden.

Yeni bir yaşama başlamalıyım. Sil baştan, çocukça, çocuksu..

Diken ucu topluyorum. Yeşil soğanla kavurup yiyeceğim.

Eşim çok iyi yapar ama bu kez ben kavuracağım.

Fındık dallarına yapışmış salyangozları topluyorum.

-Özsuyunu emerek güçsüz düşürür dedi Fatsalı Teoman. Masum yaratıklar suçlu göründü gözüme birden. Onları yok mu etmeliyim yoksa toplayıp çöpe mi atmalıyım?

İkisi de olmaz! En iyisi ormana bırakmak.

Çocukken talim ormanını yakar, kızaran salyangozları yerdik!

Geçmişe dönmemeliyim.

Ne de çok bitki türü var bahçemde! Pek çoğunun adını bile bilmiyorum. Kuşlar, arılar, böcekler…

Toprak çatlamış kuraktan. Yağmur bulutları uğramaz oldu Cide’ye.

Fındıklar meyveye durmuş. Cevizler de öyle. Tüm meyveler çiçek de. Kimi dürümüş.

Armutlar, kirazlar, vişneler, erikler verimli olacağa benziyor.

Yaprak açan üzümler,incirler,döngelim…

Gitgide doğaya bağlanır oldum. Bedenim, ruhum dinleniyor doğayla ve kendimle baş başa kalınca.

Yalnızlık!

Yok böyle bir olgu. Asla yalnız değilim. Çevremde insan olmayışı yalnızım anlamına gelmiyor.

İnsan=Sorun, doğa=huzur

Cenneti cehenneme çevirme yarışında yokum.

Ayrıca kıyamet benim için özel olarak kopmayacak.

Uçaklar geçiyor; kimi homurdanarak, kimi ak bir çizgi bırakarak. Nereden kalkıp nereye uçarlar; nereye konarlar!

Uçmak özgürlük. Denize açılmak da öyle.

Ne denli az insan o denli çok özgürlük.

“Her şey insan içindir” dangalaklığına katılamıyorum.

İnsan doğanın kurdu. Kendisinin ve doğanın düşmanı.

Ölümüne yarışıyoruz. Öldürmenin bin bir yöntemini buluyoruz.

Rahat ölüm yok! İnim inim inleterek öldürüyoruz, doğayı da türümüzü de.

İnsansız bir doğa kendisiyle barışık.

Doğayla barışık yaşayan ilkeller mi yoksa gelişmiş insan mı daha çağdaş!?

Telefonum çalıyor. Açıyorum. Arkadaşlarım arıyor. Sanal ikizime göz kırpıp dinliyorum.

 

-Yarın sabah sağlık karneni al, sağlık ocağına gidip sevkini yaptır. Öbürgün Kastamonu’ya götüreceğiz seni diyor Ali.

 

Günden güne kısılan sesimle yanıtlıyorum.

 

-Abartmayın, kendim gider gelirim diyorum.

 

-Gurup kararıdır, söyleneni yap!  Diye emir veriyor.

 

Telefonu kapatıp çimene oturuyorum. Gök mavi, deniz mavi. Her yer yemyeşil.

Dik dur oğlum

Böyle güzellikler içinde ancak yaşanır. Ölmenin sırası değil henüz.

Gülerek kayboluyor sanal ikizim.

 

Ramazan Tuğtepe

Hakkında

İlginizi Çekebilir

BAŞLARKEN.

  2003 Yılının son aylarıydı.Çok değerli iki öğretmenim ile birlikte sohbet ediyorduk.Sohbetin koyulaştığı sırada bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Tema indir